Türkiye İslâmcılığının gündelik hayattaki yansımalarını izlemek için edebiyat iyi bir analiz birimidir. Kamusal alanda özellikle tesettür tartışmalarıyla öne çıkan İslâmcılığın gündelik tezahürleri ve edebiyattaki karşılığı, aslında yeni dindar kadın bir öznenin doğuşunu ortaya koymaktadır. 1970’lerden beri karakterler ve fikirler arasın- daki çatışmalarla ortaya çıkan hidayet romanlarında kadınlar doğulu/batılı, açık/tesettürlü, ahlâklı/ahlâksız zıtlıkları içinde özcü bir şekilde Müslüman ideal kimliğe sabitlendiler. Bu kimlik sabitlenmesi aynı zamanda tesettürlü kadının doğasını ev hanımlığına da sabitliyordu. Kamusal alanda yer alan eğitimli tesettürlü kitlenin hem yazarı hem de öykü kahramanları olduğu 1980’lerden sonra ortaya çıkan dindar ka- dın edebiyatı ise kendi kimliğini oluşturmaya dönük olarak zıtlıkları yeniden değerlendiren, zaman, mekân ve bedenin dinselleştirilmesine bağlı olarak kurulan dindar- lığının fıtri- yaratılmış biyolojik farklılıklarının bilincinde bir edebiyat yaratmaktadır. Dindar kadın edebiyatındaki özneleşme süreci, deneyim çokluğu ve iç gerilimlerini aktarma samimiyeti bir yandan, bu deneyimleri dindar kadın öznesinde sabitleme eğilimiyle diğer yandan, hidayet romanlarıyla hem bir kopuş hem de süreklilik gösterir. Çalışmada dindar kadın edebiyatı kapsamında Cihan Aktaş, Yıldız Ramazanoğlu, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu’nun öyküleri, Nazife Şişman’ın teorik yorumları eşliğinde değerlendirilecektir.
